İlginç bir Spor 2: Oryantiring



Oryantiring (İngilizcesi Orienteering)'e okuldaki ikinci dönemimde başladım yani bahar 2013'te. Sporun tanıtımı çok hoşuma gitmişti. "Açık alanda bayrakları harita ve pusula yardımıyla en önce bulmaya çalışmak." Pokemon Go'nun oldukça popüler olduğu (sonra balon gibi söndüğü) günümüzde bu açıklamayı okuyan herkesin - ister istemez - bu spor ilgisini çekecektir.

Nasıl yapılıyor peki bu spor? Bir harita var. cs_italy, de_dust2, cs_office vs. eheh. Parkur diyelim biz ona. Elinize bir kağıt harita veriliyor. Bu kağıt haritaya parkurda ne varsa işlenmiş vaziyette; tepeler, ırmaklar, evler hatta bataklıklar. Sizin bir çıkış zamanınız oluyor ve o zamanda startı alıp koşmaya başlıyorsunuz. Sık sık haritada nerede olduğunuzu takip etmeniz ve bir sonraki hedefi kaçırmamanız gerek (klasik oyunda hedefler sıralı). Sizinle aynı anda yarışan yarışmacılarla konuşup şakalaşabilir, eski oryantiring anılarınızı anlatabilirsiniz. Bulduğunuz her bayrağa / hedefe tutturulmuş bir delik vardır, yarışmanın başında parmağınıza geçirdiğiniz Assassin's Creed'de Ezio'nun rahip öldürmek için kullandığı bıçağa benzer plastik bir tükenmez kalem sapını o deliklere sokarak o hedefi bulduğunuzu kanıtlarsınız. Bundan başka oryantiring tipleri de var. Bisikletle yapılanı bile var.


Kapalıçarşı'nın Oryantiring Haritası

İki çeşit parkur türü var, "terrain" (doğa) ve "city" (şehir). Hoş ben bir keresinde rüyamda "world" oryantiring diye bir parkur görmüştüm, en son Antarktika'da bayrak buzulların üzerindeydi ama orasını karıştırmayın. Terrain oryantiringi dağda bayırda geçer, zordur hatta tehlikelidir. Harita çok büyükse kaybolma riski vardır (kaybolmak azim ve sıkı çalışma ister) ve hep birbirine benzer yer şekilleri varsa sıkıcı olabilir. Yine de oynarken kendinizi Açlık Oyunlarında hissedersiniz, o yüzden güzeldir :P City oryantiringi ise mahalle sakinlerinin meraklı bakışları arasında oynanır. "Oğlum siz ne koşturuyonuz?" sorularını sıkça işitebilirsiniz.

Bilkentte kampüste şehir oryantiringleriyle başladık. Hocanın nereye indiğini bilmediğimiz merdivenlere bayrak asmak gibi tuhaf uylarını öğrendikten sonra ormana geçtik, Ahlatlıbel'e. Güneşli bir günde uzun ve yorucu bayrak arama seansından sonra sınıfça yemek yemek güzeldi.

Asıl eğlenceli yarışlar ise okul dışında olanlardı. Ankara üniversitesinde bir yarışa katıldım, kampüslerini görmüş olduk. Ankara kalesindeki yarış ise bombaydı. Kalenin tepesine çıkıp hedefi bulduktan sonra manzaraya bakıp içini çekmek gibi Zeki Demirkubuzumsu sahneler bir yana, oranın yerlilerinin bir türlü olayı çözememesi fakat yine de bozuntuya vermeyip üzerimdeki Galatasaray formasına hitaben "Saldır Galatasaray" diye tezahürat yapması, bazılarının ot var cigara var vari bir ses tonuyla "Gel gel şurada bayrak var" diye yanlış yönlendirmelerde bulunmaları (her bayrak her oyuncunun hedef listesinde değil) oldukça komik anılar bıraktı bende. Ya bir de adamların mahallesinde yarışma yapıyorlar yarışmanın ne olduğunu anlataydınız bari ahaha.


Her sene Mart sonu Nisan başı gibi Kapadokya'da düzenlenen bir federasyon yarışı var ki harika. Okulda derslerden çıkıp Nevşehirliler seyahata atlayıp haftasonu kaçamağı yapar gibi gittik. (Kapadokya'ya daha önce gitmemiştim, bu vesileyle gitmiş oldum.) İlk gün 7 kilometrelik bir parkurumuz vardı ve oldukça zordu. Çorak bir arazide başlayıp mantar kayalıklara doğru koştuk, o kayalara balonla üstten bakmak yerine aralarına dalıp bayrak ararken o doğal güzelliklerin hakkını veriyormuşum gibi hissettim. (Halbuki hiç sevmem doğa tatillerini, sırtıma yaslanıp manzarayı izleyemem, biraz hiperaktifimdir). Lakin sürekli çıkıp inmek gerektiği için çabuk yoruldum :) Sporcuları da düşünmüşler; haritanın ortasında bir kahve işareti vardı gittim baktım mola yeriymiş, bir araba durmuş su dağıtıyor. O maçta herhangi bir başarıya ulaşamayacağımı çoktan anlayınca (zaten pusulam yoktu) ben de boşverip turistik gezi yapmaya başladım bildiğin, bir sürü fotoğraf çektim. Yarışın başlarında kayalıklara yakın ırmağın dibinde bir kulübe vardı, içinde bir sürü yavru köpek vardı. Şehirden böylesine uzakta o insanlar ne yapıyordu nasıl yaşıyorlardı bilmiyorum. Keşke onların da bir fotoğrafını alaydım. :( Kafama göre takılmama ve yüksek tepelerden uzaklara bakıp dalmama rağmen ilginç bir şekilde sondan ikinci oldum, parkuru 2 saat 50 dakikada bitirerek. Birinci 1.5 saatte bitirmişti.

İkinci gün ise tecrübesizliğimden olacak ki çok kötü bir hata yaptım, haritanın ölçeğine bakmadan koştum. Bu seferki parkur 3 kilometreydi ve alan da öncekine güne göre bayağı küçüktü. Dolayısıyla daha ilk hedefi bulamadan haritayı yarıladım ve onca yolu geri döndüm. Verilen maksimum sürede (1.5 saat idi sanırım) parkuru bitiremeyip diskalifiye oldum. Beraber geldiğim arkadaşım iddialıydı ama o da diskalifiye oldu. Olan kayalıklara tırmanırken (evet bazen tırmanma da giriyor işin içine) çamura düştüğüm için mahvolan eşofmanıma oldu.

Bilkent'te kursu yok ama Oryantiring dersi var, Nermin Fenmen isimli hocamız veriyor. Makine ve endüstricilerin koordinatörlüğünü yapmakla sorumlu olan hocamız bu spora 49 yaşında başlamış ve 5 yılda önemli yerlere gelmiş (google'dan başarılarını aratmakla uğraşamadım.)

Bilkent'in oryantiring topluluğu ben geldiğimde yoktu. İki yıl sonra kuruldu. Şimdi yine inaktif olmuş, gönderi yok sayfada. Fakat ODTÜ'nün Oryantiring grubu oldukça faal. Bizde bunu aktif yapan öğrenciler ODTÜ'yle beraber çıkıyorlar antrenmanlara. Antrenmanları ormanda yapıyorlar, bitirince oturup haritayı takip ettikleri rotaları falan paylaşıyorlar.

İstanbul'da düzenlenen benim gitme şansı bulamadığım istanbul 5 days turnuvası var. Geçen yıl parkurlardan biri Kapalıçarşıydı, oldukça şaşırmıştım. Ama bu sene koymamışlar. Link

Bu sporu hayatınızda en az bir kere yapmanızı ve kesinlikle Nevşehir'de yapmanızı tavsiye ederim. Gerçi Türkiye Oryantiring Federasyonunun takviminde bu yıl Nevşehir'e etkinlik konulmamış, konulursa buradan doyuracağım.

Bu sporu yapmak üzere bir gün Nevşehir'de görüşmek üzere!

İlginç bir Spor: Ultimate Frisbee


Bu yazımda size iki yıldır yaptığım "Ultimate Frisbee" isimli spordan bahsedeceğim (ki ben mezun olunca Bilkent'teki takımımıza yerimi dolduracak sağlam oyuncular gelsin eheh.)

Nedir Ultimate Frisbee?

İngilizcesi olanlar önce şu videoyu izleyebilir:




Öyle dergi yazıyor gibi uzatmadan açıklıyorum. Hani Amerikan futbolunda topu olup koşuyorsun da çizgiyi geçince sayı oluyor ya, başkaları da senin üzerine çullanıyor (Amerikan futbolu bilgim bu kadar bu arada).



Hah işte burada da çizginin ilerisinde (daha doğrusu endzone denilen bir dikdörtgenin içinde) diski tutunca sayı oluyor. Ama diskle koşma yok. Dolayısıyla kimse kimseye çullanmıyor, zaten çullanmak yasak, faul direkt. Diskle paslaşa paslaşa sayı yapmaya çalışıyorsunuz. Temas kabul etmeyen bir oyun olduğu için kız erkek karışık oynamaya olanak sağlıyor. (Fakat sıkıntı olmaması için yine de takımlar kızların kızları marke etmesini salık veriyorlar eğer takım alan savunması yapmıyorsa. Ve her turnuvada minimum 2 kız oynatma zorunluluğu var.) İlginç bir olay da şu ki kızlar çok belirleyici olabiliyor oyunda, bizim takımın kızları tecrübeli ve çita gibi koşuyorlar, diske uçuyorlar resmen, dolayısıyla biz bayağı avantajlı olabiliyoruz bazen :P

"Paslaşarak sayı yapıyoruz" diyince oyun çok basit ve sınırlı gibi gözüküyor ama oynayınca evdeki hesap çarşıya uymuyor. Bir kere diski takım arkadaşınızdan alabilmeniz için mümkün olduğunca aktif olmanız gerek ki size pas atıldığında sizi kovalayan rakip oyuncu diski sizden önce kapmasın. Oyun aslında sırf bu sorun sayesinde bir sürü stratejiye olanak tanıyor. Sahaya iyi dizilin, önceden belirlediğiniz taktiğe göre belirli alanlara koşu yapın, takım arkadaşlarınızla iyi koordine olun ki rakip ne olduğunu anlamadan Barcelona gibi paslaşa paslaşa sayıyı alın, tabii bunları yaparken nefessiz kalıp sahaya yığılmamaya da dikkat edin. Aslında bir çok takım sporunun özü bu değil mi?


Vertical Stack (Dikey Yığın) - Oyuncuların diski almak için depar atmadan önce sahada yığın oluşturarak alanı boşaltması.

Dürüst olmak gerekirse ben spor konusunda aşırı beceriksiz biriyim. Dolayısıyla düzenli olarak yaptığım bir spor yok(tu). Bu oyuna bu kadar bağlanmamın nedeni ise oynadığım ilk gün oynamayı bilmediğim halde oyunda normal bir oyuncu gibi biraz varlık gösterebildiğimi hissetmem yani ilk basketbol oynarken yaşadığım "Pota altında dursam da top elime gelse." veya teniste yaşadığım "Yahu daha topu karşıya atamadım bir de gelen topu karşılayacağım da sayı olacak." hislerini yaşamamış olmam dolayısıyla oyunun aşırı zevkli gelmesi. Akabinde oyunu küçümsemem, "Basketbol ve tenisteki gibi fazla teknik gerektirmiyor, aşırı bir çalışma yapmama gerek kalmadan da araya kaynayabilirim." demem.

Tabii ki öyle olmadı. Temel atış tipi sayısı azdı ama "oynayabilmek" için bunlarda uzmanlaşmak gerekiyordu. Fakat yeni başlayan bir çok arkadaşım temel atışları öğrendi, (benim alışmam yine biraz uzun sürdü.) Dolayısıyla turnuvaya katılacak düzeyde oynayabilecek duruma gelmek kısa sürüyor diyebilirim. Oyunda ofsayt yok, o yüzden sahanın bir yanından sayı alanına diski atıp oyuncunuza tutturarak sayı yapabiliyorsunuz (tabii rakip oyuncu böyle bir atışa izin verirse) Uzun süredir bu oyunu oynayan arkadaşlar veya Allah vergisi yeteneği olan arkadaşlar bu tip atışlar yapabiliyorlar ama tabii herkes değil. Bu yüzden oyunda iki tip rol var. Birincisi handler, atışı kuvvetli olanlar ve ikincisi de cutter, handlerın atacağı diske koşup diski ileri sürmeye veya sayı yapmaya odaklı kişiler. Handler'ın tekniği iyi olmalı, Cutter ise iyi koşup, diskin nereye uçacağını iyi tahmin edip diski de iyi tutmalı. Uçan disklere korkusuzca atlayıp gerekirse kendini feda etmeli. (Edemedi)


(Adamını kaçırırken ben.)

National University of Singapore'da oldukça popüler bu spor. Yurtların her birinin kendi takımı var, toplam 5 takım ediyor. Okulun iki tane takımı var ki okul takımında oynayanlar yurtlarda oynayamıyor. Daha başka takımlar da olabilir, sürekli bir yerlerden takım çıkıyor zaten. Amerika'da da oldukça popüler, zaten çıkış yeri Amerika'da.

Tahmin edebileceğiniz gibi ülkemizde o kadar popüler değil ama bu yazımın hedef kitlesi olmasını ümit ettiğim üniversite öğrencileri arasında popülerliği azımsanacak kadar değil. Bildiğim üniversite takımları: Ankara'da Bilkent Goats, ODTÜPUS, ODTÜPUS B (adamların iki takımı var), İstanbul'da Boğaziçi (BURN), Yeditepe Ravens, Frizbi Teknik (İTÜ) (Bütün oyuncular mühendis burada), Koç, Sabancı ve Bilgi'nin takımları var. İstanbul'da bir de mezun takımları var; Türk Kası, SteamHucks ve CaddebostanOlimpics (CBO) diye. Bir de Çanakkale'de Troya Ultimate var. Federasyonun hazırladığı okul turnuvaları haricindeki turnuvalara alakanız olmayan bir okulun takımında oynayabilirsiniz bir sıkıntı yok. Sadece antrenmanlar okullarda yapılıyor.

Ha bir de enteresan bir bilgi: oyunda hakem yok. Oyuncular kuraldışı hareketleri kendi bildirmek zorunda :) Kavgayı engellemek için de her takım maç sonrası birbirine "Spirit" (oyunun ruhu) puanı veriyor ve bir takım çirkefe yatıyorsa onları cümlealeme rezil oluyor. Bu yüzden rakip oyuncular birbirleri arasındaki diyalogu iyi tutmaya çalışıyor. Zaten oyunu oynayan küçük bir grup, aynı oyuncuları sık sık görüyorlar karşılarında, yüz yüze bakıyorlar, papaz olmak istemezler :)


"Spirit Circle" - Maç bitince takımlar daire oluşturup konuşma yaparlar

Kısaca açıkladığım bu sporu denemek isterseniz bir gün Bilkent'e bekleriz. :)

Üniversiteye Başlayacaklara Tavsiyeler V - Bilkent Elektrik-Elektronik Mühendisliğine Özel

Bölüm derslerini anlatmadan önce söylemeliyim ki EE’de neredeyse bütün dersler aslında teori ve uygulama harmoni içindedir. Teorik kısmını matematik dersleri, uygulama kısmını lablar ve projeler oluşturmaktadır. Lablar ve projeler biraz yorucu geçebilir lab öncesi rapor, lab ve lab sonrası rapor üçlemesi sizi hayattan belki bezdirebilir ama buradaki amaç da rapor yazmayı alışkanlık haline getirmektir ve teoriyi iyi anlamak pratikteki yeteneklerinizi geliştirmenizi destekler.

2. Sınıf

1. Dönem

EEE211 Analog Electronics dersi bölümün elektroniğe giriş dersidir. Bu derste bir elektronik devre nasıl çalışır anahatlarıyla( detayları ayrı ayrı ders zaten :p ) onu öğrenirsiniz ve size elektronikteki temel kavramlar anlatılır. Elektronikçinin adı gibi bilmesi gereken kavramlar burada öğretilmeye başlanır. Elektronik devrenin basitçe nasıl çalıştığını görmeniz için dönem boyunca bir telsiz ile uğraşırsınız. Lehim yapmayı, osiloskop kullanmayı (doktorun steteskopu neyse eecinin osiloskopu öyledir!!) ve temel devre elemanlarını öğrenirsiniz. Sınavları o kadar zor değildir. Lablarda bu telsizi yapmakla uğraşıyorsunuz ve neredeyse her labın başında 30 dklik lab quizleri oluyor. Bi de bu dersten iyi notla geçmek istiyorsanız labda yaptığınız telsizin tam çalışması gerek.

MATH241 Engineering Mathematics I dersi Lineer Cebir, birazcık karmaşık sayı, z-transform ve Laplace transformu öğrendiğiniz derstir ve işin ilginç yanı sadece son iki konu için calculus bilmeniz gerekmektedir :D. Lineer Cebir, bir milyon değişkenli bir milyon denklemi çözmenize yardımcı olabilecek ve önemli bir matematik konusudur ( Google a Levent Gürel yazarsanız tedtalks konuşması var tavsiye ederim izlemenizi J ) . Lineer Cebir biraz teoriktir bu yüzden kafada iyi canlandırmaya bakın. Sinyal işleme ve Telekomunikasyon, ve Veri Bilimi alanlarının temel matematik konularını oluşturur bu ders.
Derse gelirsek, derste 1 midterm, 2 hafta aralıklarla yapılan bir tanesi 5 puan olan 5 quiz, küçük homeworkler(%5), MATLAB ödevleri(%5) ve finalden oluşmakta. Kısacası konun mantığını kavrarsanız rahatsınız demektir ama dikkat edin dersin curve ü 60-70 arasında.

Dipnot: MATLAB’i olabildiğince öğrenmeye bakın ilerki derslerde lab ve projelerinde kullanacaksınız. Hatta bitirme projesinde bile kullanabilirsiniz.

EEE102 Digital Systems Design dersi bir elektronik sistemin dijital kısmını yani 1’ler ve 0’lardan oluşan dünyasını oluşturmanıza olanak sağlayan derslerden ilkidir. Ya sev ya sevme dersi de olabilir çünkü kodlama vardır (Gerçi bu dersi sevip CS derslerini sevmeyen arkadaşım da var). Bu derste 9. Sınıftaki mantık yani ve, veya, ise bağlaçlarının elektronikteki uygulamalarını ve VHDL adı verilen dille FPGA programlamayı göreceksiniz(FPGA yi anlatmak uzun ama işlemciden çok çok daha hızlı). Bu dersi iyi bir notla geçsem de bir daha almak isterdim çünkü yapılan şeyler oldukça zevkli ve bunun nasıl yapıldığına şaşırmanız oldukça güzel bir duygu. Sadece ve veya ise bağlaçları ve bitlerle hesap makinesi de yapabileceğiniz gibi elinizin yönüne doğru gelen bir araba, bilgisayardan hızlı sudoku çözen bir sistem de yapabilmeniz mümkün. Bu dersin 2 midtermü bir finali, labları ve projesi vardır. Lablar her sene aynıdır çünkü burada labların amacı öğrencinin yaratıcılığını ortaya koymasıdır. Lablar lab öncesi rapor, lab işi ve lab sonrası raporlardan oluşmaktadır

Dipnot: Bu dersi sevip bunun üzerine yönelirseniz iyi para kazanma imkanınız var çünkü Aselsan gibi firmalar FPGA işine iyice ağırlık verdi. Bir de lablarda ve projede kendinizi ne kadar zorlarsanız o kadar çok şey öğrenirsiniz. FPGA programcılığı yazılım mühendisliğinden daha zordur ama iyiyseniz iş bulma imkanı yüksek. Bu işle ciddili ilgilencekseniz Verilog da öğrenmede fayda var.

2. Dönem

EEE202, Circuit Theory dersi EEE211 de öğrenilen modeller ve pratik bilgilerle MATH241 dersinde öğretilen lineer cebiri birleştirerek kendi devrenizi tasarlama sürecini öğretmeye çalışan bir derstir. Dersin kötü yani maalesef ilk 8 haftasının EEE211 ile aynı olmasıdır. Kalan son 6 haftası ise EEE313,EEE321, ve EEE342 de temel konuları anlatmakla birlikte hızlı ve etkili devre tasarım tekniklerini öğretmektedir (Laplace Transform, Frequency Analysis) 5 Labı var ve EEE211 i iyi öğrenmezseniz oldukça zor bir ders. Teoride çalışan konseptlerin gerçek hayatta her zaman çalışmadığını güzelce öğreten bir ders :D Bu işlerde iyiyseniz ve severseniz Gömülü Sistemler üzerine bir kariyer düşünebilirsiniz çünkü Türkiyede gördüğüm kadarıyla az.
Dipnot: BU dersten nefret ettim. Şu an Makine Öğrenmesi ve Sinyal İşleme üzerine uğraşıyorum ama hala bu derste öğrendiğim teknikleri kullanıyorum.
MATH242  Engineering Mathematics II dersi ise MATH241 in devam dersi olmasına rağmen neredeyse hiçbir alakası yoktur ve 241’e kıyasla daha kolaydır çünkü derste her ne kadar ispat da olsa da sorulan sorularda ders kitabındakilere ve quizdekilere benzerdir. Bu derste Diferansiyel Denklemler ve Kompleks Calculus öğretilmektedir. Diferansiyel Denklemler, doğadaki fiziksel olayları matematiksel bir açıdan incelemenizi sağlayacak önemli bir araçtır. Özellikle Robotik, Elektromanyetik ve Kontrol alanlarında oldukça kullanılmaktadır. Derste sadece tek değişkene bağlı denklemler gösterilmekte ve denklemleri çözmenin metodları gösterilmekte. Kısacası bu kısmı ezber de denilebilir. Bu denklemleri çözmenin algoritması denklemin tipini belirle->uygun metodu kullan. Kompleks Calculus kısmı ise önceki konuya kıyasla daha teoriktir. Ama anlaşıldığında kafada iyi yer eder.

Dipnot: Bu matematik derslerini mümkünse elektrik-elektronik hocasından almaya bakın ve konuların ne işe yaradığına bakmak bu derslere çalışırken daha da motive olmanızı sağlayabilir.
EEE212 Microprocessors dersi EEE102nin devamı olup aynı zamanda CS102yi de almanızı ister (nedeni bilinmiyor…) . Bu ders size Mikrodenetleyicileri programlamayı öğretir. FPGA’lar mikrodenetleyicilerden çok daha hızlı olsa da pahalılardır. FPGA’ların çok daha hızlı olması mikrodenetleyicilerden daha iyi olduğu anlamına gelmez elbette. Mikrodenetleyiciler, öğrendiğiniz Java ve MATLAB programlama dillerinin daha alt seviye dilini yani Assembly kullanır. Bu programlama dilleri programın hafızasında sınırlı yetkiye sahipken Assembly’de tüm kontrol sizdedir. VHDL’e kıyasla CS101/102 ye daha benzerdir. Derse gelirsek bu dersin 1 midtermü 6-7 labı ve bir projesi vardır. Lablar ve proje iki kişilik gruplar halinde yapılır ve lablar lab gününden bir hafta önce size verilir. Proje EEE102 ile aynı mantıktadır.

Dipnot: Bu dersin de kendi piyasası vardır fakat FPGA programlamacılara kıyasla daha fazla kişi var genelde. EEE102 ve EEE212 yi iyi bilmeniz bitirme projelerinde ve diğer derslerin projelerinde aranan kişi olmanızı sağlayabilir.

3. Sınıf
1. Dönem

EEE313 - Electronic Circuit Design
Bu ders EEE202 ve EEE211 de öğretilen lineer yani doğrusal ilişkiye sahip modellerin üzerine lineer olmayan modeller ( diyot, MOSFET, FET)  anlatmaktadır. 202 nin aksine kolaydır. Aldığım dönem zorlu ve sevdiğim alanların dersleri ağırlıklı olduğundan bu dönem almadım.

EEE321 - Signals and Systems
Kanımca bölümdeki en önemli iki dersten biridir. Diğeri de MATH 255. Sadece bu iki dersi çok iyi bilmek bile elektrik-elektronikteki zor konuları kavramanıza yardımcı olmakla birlikte mühendislik dışı alanlarda çalışmanızı da sağlar. Bu derste 2. Sınıf elektronik derslerinde anlatılan ama içeriğine ancak EEE202 dersinin sonlarında girilen “sinyal” denen kavramın üzerine kuruludur. Teorik bilgi ile pratiğin gerçekten birleştiği bir derstir. İlerdeki aalcağınız alan dersleriyle nasıl bir bağlantısı olduğu da anlatılan ders matematiğiniz iyiyse ve meraklıysanız rahatlıkla altından kalkabileceğiniz bir ders. Bu dersin lablarında görüntü işleme ve ses işlemeye çok çok küçükten girişler yapılır. Labları MATLAB diliyle yazılmakta ( BU YÜZDEN İYİ BİLİN DEDİM :D ).

EEE351 - Engineering Electromagnetics
PHYS 102 de anlatılan manyetizma konusunun karmaşıklaştırılmış halidir. Hiç sev€mediğim bir ders olarak kalacak.

2. Dönem

EEE342 - Feedback Control Systems
Kontrol mühendisliğine giriş dersidir. EEE321 de öğrenilen konseptlerle gerçek hayattaki sistemleri modellemeyi öğrendiğiniz ders. Açıkçası oldukça ilgimi çekmiştir çünkü dersin felsefesi “geri besleme” mekanizması üzerine kurulu ki bu hayatın her yerinde hatta bizim içimizde bulunan sistem üzerine geçmekte. Bu ders sayesinde quadrocopter ve değişik robotları yapmak için gerekli temel derslerden birini öğrenmiş olacaksınız. 2016 Güz de Ömer Morgül den aldım ve açıkçası baya babacan bir insan ve gerçek hayatla konseptleri iyi bağlıyor. Mutlaka ondan alın.

MATH255 - Probability and Statistics
Bu derste Olasılık ve İstatistiğe giriş dersidir. Bu dersi iyi anlamak veri bilimi, istatisiksel sinyal işleme, telekomünikasyon, robotik gibi elektroniğin temel alanlarında konseptleri iyi anlamanızı sağlar. Dersin 2 midterm 1 finali var. Oldukça zor ders ama bi o kadar da zevklidir. Dersi genel de Erdal Arıkan veya Levent Onural vermektedir. İkisi e oldukça deneyimli ve iyi anlatan hocalardandır.

4. Sınıf

Bu sene bitirme projeleriyle beraber alan dersleri de alınmaktadır. Üstten gitiğim için henüz bitirme dersi almadım çünkü daha fazla öğrenmek istiyorum :D O yüzden bu kısım 4. Sınıftaki alan derslerini tanımlamaya yönelik olacaktır.

1. Dönem

EEE424 - Digital Signal Processing
EEE424 yani Dijital Sinyal İşleme dersi EEE321 de görülen discrete, ayrık, sinyallerin işlenmesi üzerine bir derstir. Derste Fourier Transform ların dijital ve etkili versiyonları anlatılır ve digital bir filtre nasıl dizayn edildiği gösterilir. Son konuları ise daha zor işler ve karmaşık sistemelr için gerekli olan multirate signal processing ve random sinyallerin işlenmesi anlatılır. Oldukça temel bir ders. 2016 Güz döneminde Serdar Kozat’tan aldım ve açıkçası bölümdeki en favori ders anlatam hocam olmuştur. Konuların içindeki fikri çok güzel çıkarabilen birisidir ama sınavları da o derece zordur.

EEE431 - Telecommunications I
EEE431 dersinde, EEE211, EEE321, ve MATH255 derslerindeki konseptleri kullanarak bir iletişim sistemi nasıl tasarlanır o öğretilir. Fakat, EEE211 e kıyasla dijital iletişim teknikleri gösterilir çünkü günümüzde daha çok kullanılmasıyla birlikte kontrolü basit sistemlerdir. Bu ders temel bir ders olmasının yanı sıra zor bir derstir ama zevkli de :D. Aldığım dönemde 1 midterm, 1 final, 3 quiz, ve MATLAB Projeleri vardı. Dersi severseniz devam dersi EEE432 yi almanızı tavsiye ederim( Alınca yazacağım.) 2016 Güz döneminde Tolga Mete Duman’dan aldım dersi ve KESİNLİKLE DERSİ ALINMADAN MEZUN OLUNMAMALI. Bölümde en sade ve net anlatabilen ayrıca yazısı da güzel olan bir hocamız.

EEE485 - Statistical Learning and Data Analytics
Statistical Learning and Data Learning 2016 Güz döneminde yeni açıldı. Bu ders, veri bilimine giriş dersi işlevindedir. Derste olasılık ve lineer cebiri kullanrak elinizdeki verilerden nasıl tahmin yapabileceğiniz öğretilir. Bu dersin üzerine bilgisayar bölümünden makine öğrenmesi dersi veya nöral ağlar dersleri alabilrisiniz.